close
İçeriğe atla

live

Vikisözlük sitesinden

Fransızca

[düzenle]

live

  1. (diller) Livonca

İngilizce

[düzenle]

Köken

[düzenle]

Orta İngilizce liven, Eski İngilizce libban, lifian, Proto-Cermence *libjaną, Ana Hint-Avrupa dili *leip-

Eylem

[düzenle]

live

  1. hayatta kalmak
    BERJAYA Her memory lives in that song. — Hâtırâsı o şarkıda yaşıyor.
  2. ikamet etmek
    BERJAYA I live at 2a Acacia Avenue. — 2a Acacia Avenue'de ikamet ediyorum.
  3. yaşamak
    BERJAYA He's not expected to live for more than a few months. — Onun birkaç aydan daha fazla yaşayacağı beklenmiyor.

Söyleniş

[düzenle]

Ön ad

[düzenle]

live (karşılaştırma more live, üstünlük most live)

  1. canlı
    BERJAYA The post office will not ship live animals. — Postahâne, canlı hayvan postalamayı kabul etmeyecektir.
    BERJAYA He is a live example of the consequences of excessive drinking. — Aşırı içmenin canlı bir örneğidir.
  2. diri
  3. hayat dolu, hareketli
    BERJAYA the live spindle of a lathe — bir torna tezgâhının hareketli mili

Söyleniş

[düzenle]

Eş anlamlılar

[düzenle]

Zıt anlamlılar

[düzenle]

Ayrıca bakınız

[düzenle]