almak
Görünüm
| Ayrıca bakınız: almák |
Türkçe
[düzenle]Söyleniş
[düzenle]Eylem
[düzenle]almak (üçüncü tekil şahıs geniş zaman çekimi alır)





- Bir şeyi elle veya başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak
- "Sağ elinin çevik bir hareketiyle başındaki tülbendi çekip aldı." - Necati Cumalı
- Satın almak
- Bir yeri ele geçirmek
- "Fakat aldıkları yerlerin ahalisini Türkleştiremediklerinden bu büyüklük onların zayıf düşmelerine sebep olmuş." - Ömer Seyfettin
- Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak.
- Sonra tekrar temizce yıkayup siyah ve kırmızı ve sarı kalan yerleri var ise bıçak ile almalı, kâfi mıktarda su ile tencereye koyup kaynatmalı ve sonra matluba muvafık şu suretlere ayırmalı.— Hadiye Fahriye, 1932, 3. baskı, Küçük Yemek Kitabı, s. 5, Türk Neşriyat Yurdu
- Birlikte götürmek
- İçine sığmak
- Bu salon bin kişi alır
- Kabul etmek, ahzetmek
- Bir şeyin birisine ulaştırılması; iletilmek
- Haber almak
- İçeri girmek veya sızmak
- Tekne su alıyor
- (evlilik) Erkeğin birisiyle evlenmesi
- "O sırada aldığı kadının babasının birçok yardımını görmüştü." - Memduh Şevket Esendal
- Sürükleyip götürmek
- Harmanı yel aldı
- Bir şeyi kazanmak, elde etmek
- Üçüncülük ödülünü aldı
- Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak
- Ceza almak
- kaplamak
- Burayı kötü bir koku aldı
- Kısaltmak
- Ceketi boyundan aldı
- yolmak
- Randevuya gitmeden bıyıklarını aldırdı
- Bir şey ile temizlemek
- Salonu, elektrikli süpürgeyle aldı
- İçeri girmesini sağlamak
- Belki çocuk okulda diye aşığını eve almıştı da saati unutmuştu.— Pınar KÜR, 1983, 3. baskı, Asılacak Kadın, s. 9, Yazarlar ve Çevirmenler Yayın Üretim Kooperatifi
- (yemek içmek) Tat veya koku duymak.
- "Lena çoktan yemeği pişirmiş, ortalığı, insanı acıktıran bir koku almıştı." - Yaşar Kemal
- (ulaşım) Yol gitmek, mesafe katetmek.
- O yolu üç günde alırsınız
- (suç) Hırsızlamak, çalmak
- Cebimden cüzdanımı almışlar
- (tıp) Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak
- Zehra'nın bademciklerini alacaklar.— Elif Nur AYBAŞ, 2021, Çocukluk Ormanına Altı Olta, s. 11, Varlık Yayınları
- (otomotiv) Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek:
- "Savcı yardımcısı gaza bastı, motor almadı. Bir daha bastı, yine almadı." - Haldun Taner
- Göreve, işe başlatmak:
- Yeni bir kapıcı aldı.
- Görevden, işten çekmek.
- başlamak
- "Üsküdar'a gider iken aldı da bir yağmur" - Halk türküsü
- (yemek içmek) İçecek veya yiyecekten bir parça içmek veya yemek:
- Tadına bakmak için bir yudum aldım.
- (ticaret) Kazanç sağlamak
- Bir pantolondan beş yüz lira alıyorlar.
- Etkisini azaltmak:
- İçine biraz su koy, tuzunu alır
- Yer değiştirmek
- Birinci bölümdeki perişan mahallelerin, eski harap evlerin, «hasta yolsların yerini şimdi Boğaz'daki güzel bahçeler, köşkler, denizde ay ışığı ve çeşitli estetik nesneler alır.— Berna MORAN, 1978-1979, “Bir Huzursuzluğun Romanı: Huzur”, Birikim, 46-47. sayı, s. 115
Çekimleme
[düzenle]Atasözleri
[düzenle]Deyimler
[düzenle]abdest almak, açıktan para almak, ad almak, adım almak, ağzına almak, akıl almak, almak işi almak istememek, alaya almak, aşağıdan almak, askıya almak, avucunun içine almak, bilgi almak, bir elle verdiğini öteki elle almak, boşa almak, boyunun ölçüsünü almak, bulunduğu yerden almak, canını almak, çekip almak, dalgaya almak, eğitim almak, er almak, görüş almak, haber almak, hedef almak, hediye almak, ışık almak, izinsiz almak, karşısına almak, karşısına almak makas almak, nefes almak, nişan almak, not almak, olur almak, per almak, rölantiye almak, satın almak, soluk almak, söke söke almak öç almak, yol almak
Çeviriler
[düzenle]almak
|
Kaynakça
[düzenle]- Türk Dil Kurumuna göre "almak" maddesi
Türkmence
[düzenle]Söyleniş
[düzenle]- Heceleme: al‧mak
Eylem
[düzenle]almak
Kategoriler:
- Türkçe 2 heceli sözcükler
- Türkçe IPA okunuşu olan sözcükler
- Türkçe sözcükler
- Türkçe eylemler
- Türkçe kitaptan tanıklıklar
- Türkçede evlilik
- Türkçede yemek içmek
- Türkçede ulaşım
- Türkçede suç
- Türkçede tıp
- Türkçede otomotiv
- Türkçede ticaret
- Türkçe mecmuadan tanıklıklar
- Türkmence 2 heceli sözcükler
- Türkmence sözcükler
- Türkmence eylemler
