close
İçeriğe atla

almak

Vikisözlük sitesinden
BERJAYA Ayrıca bakınız: almák

Türkçe

[düzenle]

Söyleniş

[düzenle]

Eylem

[düzenle]

almak (üçüncü tekil şahıs geniş zaman çekimi alır)

BERJAYA
Adam, halteri yerden alıyor (1)
BERJAYA
Adam, marketten ürün alıyor (2)
BERJAYA
Fatih, İstanbul'u alıyor (3)
BERJAYA
Adam, ilacı tüpten alıp şırıngaya çekiyor. (4)
BERJAYA
Annesi, iki çocuğunu da yanına almış, yürüyor. (5)
BERJAYA
Bu şişe, tam 1 litre sıvı alır (6)
  1. Bir şeyi elle veya başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak
    • "Sağ elinin çevik bir hareketiyle başındaki tülbendi çekip aldı." - Necati Cumalı
  2. Satın almak
  3. Bir yeri ele geçirmek
    • "Fakat aldıkları yerlerin ahalisini Türkleştiremediklerinden bu büyüklük onların zayıf düşmelerine sebep olmuş." - Ömer Seyfettin
  4. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak.
    • Sonra tekrar temizce yıkayup siyah ve kırmızı ve sarı kalan yerleri var ise bıçak ile almalı, kâfi mıktarda su ile tencereye koyup kaynatmalı ve sonra matluba muvafık şu suretlere ayırmalı.
      — Hadiye Fahriye, 1932, 3. baskı, Küçük Yemek Kitabı, s. 5, Türk Neşriyat Yurdu
  5. Birlikte götürmek
  6. İçine sığmak
    • Bu salon bin kişi alır
  7. Kabul etmek, ahzetmek
  8. Bir şeyin birisine ulaştırılması; iletilmek
    • Haber almak
  9. İçeri girmek veya sızmak
    • Tekne su alıyor
  10. (evlilik) Erkeğin birisiyle evlenmesi
    • "O sırada aldığı kadının babasının birçok yardımını görmüştü." - Memduh Şevket Esendal
  11. Sürükleyip götürmek
    • Harmanı yel aldı
  12. Bir şeyi kazanmak, elde etmek
    • Üçüncülük ödülünü aldı
  13. Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak
    • Ceza almak
  14. kaplamak
    • Burayı kötü bir koku aldı
  15. Kısaltmak
    • Ceketi boyundan aldı
  16. yolmak
    • Randevuya gitmeden bıyıklarını aldırdı
  17. Bir şey ile temizlemek
    • Salonu, elektrikli süpürgeyle aldı
  18. İçeri girmesini sağlamak
    • Belki çocuk okulda diye aşığını eve almıştı da saati unutmuştu.
      — Pınar KÜR, 1983, 3. baskı, Asılacak Kadın, s. 9, Yazarlar ve Çevirmenler Yayın Üretim Kooperatifi
  19. (yemek içmek) Tat veya koku duymak.
    • "Lena çoktan yemeği pişirmiş, ortalığı, insanı acıktıran bir koku almıştı." - Yaşar Kemal
  20. (ulaşım) Yol gitmek, mesafe katetmek.
    • O yolu üç günde alırsınız
  21. (suç) Hırsızlamak, çalmak
    • Cebimden cüzdanımı almışlar
  22. (tıp) Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak
    • Zehra'nın bademciklerini alacaklar.
      — Elif Nur AYBAŞ, 2021, Çocukluk Ormanına Altı Olta, s. 11, Varlık Yayınları
  23. (otomotiv) Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek:
    • "Savcı yardımcısı gaza bastı, motor almadı. Bir daha bastı, yine almadı." - Haldun Taner
  24. Göreve, işe başlatmak:
    • Yeni bir kapıcı aldı.
  25. Görevden, işten çekmek.
  26. başlamak
    • "Üsküdar'a gider iken aldı da bir yağmur" - Halk türküsü
  27. (yemek içmek) İçecek veya yiyecekten bir parça içmek veya yemek:
    • Tadına bakmak için bir yudum aldım.
  28. (ticaret) Kazanç sağlamak
    • Bir pantolondan beş yüz lira alıyorlar.
  29. Etkisini azaltmak:
    • İçine biraz su koy, tuzunu alır
  30. Yer değiştirmek
    • Birinci bölümdeki perişan mahallelerin, eski harap evlerin, «hasta yolsların yerini şimdi Boğaz'daki güzel bahçeler, köşkler, denizde ay ışığı ve çeşitli estetik nesneler alır.
      — Berna MORAN, 1978-1979, “Bir Huzursuzluğun Romanı: Huzur”, Birikim, 46-47. sayı, s. 115

Çekimleme

[düzenle]
almak eyleminin çekimi
olumlu çekimler
tekil çoğul
ben sen o biz siz onlar
bildirme (haber)
kipleri
belirli geçmiş basit aldım aldın aldı aldık aldınız aldılar
hikâye aldıydım aldıydın aldıydı aldıydık aldıydınız aldıydılar
rivayet
şart aldıysam aldıysan aldıysa aldıysak aldıysanız aldıysalar
aldılarsa
belirsiz geçmiş basit almışım almışsın almış almışız almışsınız almışlar
hikâye almıştım almıştın almıştı almıştık almıştınız almıştılar
rivayet almışmışım almışmışsın almışmış almışmışız almışmışsınız almışmışlar
şart almışsam almışsan almışsa almışsak almışsanız almışsalar
almışlarsa
geniş basit alırım alırsın alır alırız alırsınız alırlar
hikâye alırdım alırdın alırdı alırdık alırdınız alırdılar
rivayet alırmışım alırmışsın alırmış alırmışız alırmışsınız alırmışlar
şart alırsam alırsan alırsa alırsak alırsanız alırsalar
alırlarsa
şimdiki basit alıyorum alıyorsun alıyor alıyoruz alıyorsunuz alıyorlar
hikâye alıyordum alıyordun alıyordu alıyorduk alıyordunuz alıyordular
rivayet alıyormuşum alıyormuşsun alıyormuş alıyormuşuz alıyormuşsunuz alıyormuşlar
şart alıyorsam alıyorsan alıyorsa alıyorsak alıyorsanız alıyorsalar
alıyorlarsa
gelecek basit alacağım alacaksın alacak alacağız alacaksınız alacaklar
hikâye alacaktım alacaktın alacaktı alacaktık alacaktınız alacaktılar
rivayet alacakmışım alacakmışsın alacakmış alacakmışız alacakmışsınız alacakmışlar
şart alacaksam alacaksan alacaksa alacaksak alacaksanız alacaksalar
alacaklarsa
dilek (tasarlama)
kipleri
istek basit alayım alasın ala alalım alasınız alalar
hikâye alaydım alaydın alaydı alaydık alaydınız alaydılar
rivayet alaymışım alaymışsın alaymış alaymışız alaymışsınız alaymışlar
şart
şart basit alsam alsan alsa alsak alsanız alsalar
hikâye alsaydım alsaydın alsaydı alsaydık alsaydınız alsaydılar
rivayet alsaymışım alsaymışsın alsaymış alsaymışız alsaymışsınız alsaymışlar
şart
gereklilik basit almalıyım almalısın almalı almalıyız almalısınız almalılar
hikâye almalıydım almalıydın almalıydı almalıydık almalıydınız almalıydılar
rivayet almalıymışım almalıymışsın almalıymış almalıymışız almalıymışsınız almalıymışlar
şart almalıysam almalıysan almalıysa almalıysak almalıysanız almalıysalar
almalılarsa
emir basit al alsın alın
alınız
alsınlar
hikâye
rivayet
şart
olumsuz çekimler
tekil çoğul
ben sen o biz siz onlar
bildirme (haber)
kipleri
belirli geçmiş basit almadım almadın almadı almadık almadınız almadılar
hikâye almadıydım almadıydın almadıydı almadıydık almadıydınız almadıydılar
rivayet
şart almadıysam almadıysan almadıysa almadıysak almadıysanız almadıysalar
almadılarsa
belirsiz geçmiş basit almamışım almamışsın almamış almamışız almamışsınız almamışlar
hikâye almamıştım almamıştın almamıştı almamıştık almamıştınız almamıştılar
rivayet almamışmışım almamışmışsın almamışmış almamışmışız almamışmışsınız almamışmışlar
şart almamışsam almamışsan almamışsa almamışsak almamışsanız almamışsalar
almamışlarsa
geniş basit almam almazsın almaz almayız almazsınız almazlar
hikâye almazdım almazdın almazdı almazdık almazdınız almazdılar
rivayet almazmışım almazmışsın almazmış almazmışız almazmışsınız almazmışlar
şart almazsam almazsan almazsa almazsak almazsanız almazsalar
almazlarsa
şimdiki basit almıyorum almıyorsun almıyor almıyoruz almıyorsunuz almıyorlar
hikâye almıyordum almıyordun almıyordu almıyorduk almıyordunuz almıyordular
rivayet almıyormuşum almıyormuşsun almıyormuş almıyormuşuz almıyormuşsunuz almıyormuşlar
şart almıyorsam almıyorsan almıyorsa almıyorsak almıyorsanız almıyorsalar
almıyorlarsa
gelecek basit almayacağım almayacaksın almayacak almayacağız almayacaksınız almayacaklar
hikâye almayacaktım almayacaktın almayacaktı almayacaktık almayacaktınız almayacaktılar
rivayet almayacakmışım almayacakmışsın almayacakmış almayacakmışız almayacakmışsınız almayacakmışlar
şart almayacaksam almayacaksan almayacaksa almayacaksak almayacaksanız almayacaksalar
almayacaklarsa
dilek (tasarlama)
kipleri
istek basit almayayım almayasın almaya almayalım almayasınız almayalar
hikâye almayaydım almayaydın almayaydı almayaydık almayaydınız almayaydılar
rivayet almayaymışım almayaymışsın almayaymış almayaymışız almayaymışsınız almayaymışlar
şart
şart basit almasam almasan almasa almasak almasanız almasalar
hikâye almasaydım almasaydın almasaydı almasaydık almasaydınız almasaydılar
rivayet almasaymışım almasaymışsın almasaymış almasaymışız almasaymışsınız almasaymışlar
şart
gereklilik basit almamalıyım almamalısın almamalı almamalıyız almamalısınız almamalılar
hikâye almamalıydım almamalıydın almamalıydı almamalıydık almamalıydınız almamalıydılar
rivayet almamalıymışım almamalıymışsın almamalıymış almamalıymışız almamalıymışsınız almamalıymışlar
şart almamalıysam almamalıysan almamalıysa almamalıysak almamalıysanız almamalıysalar
almamalılarsa
emir basit alma almasın almayın
almayınız
almasınlar
hikâye
rivayet
şart

Atasözleri

[düzenle]

Deyimler

[düzenle]

abdest almak, açıktan para almak, ad almak, adım almak, ağzına almak, akıl almak, almak işi almak istememek, alaya almak, aşağıdan almak, askıya almak, avucunun içine almak, bilgi almak, bir elle verdiğini öteki elle almak, boşa almak, boyunun ölçüsünü almak, bulunduğu yerden almak, canını almak, çekip almak, dalgaya almak, eğitim almak, er almak, görüş almak, haber almak, hedef almak, hediye almak, ışık almak, izinsiz almak, karşısına almak, karşısına almak makas almak, nefes almak, nişan almak, not almak, olur almak, per almak, rölantiye almak, satın almak, soluk almak, söke söke almak öç almak, yol almak

Çeviriler

[düzenle]

Kaynakça

[düzenle]

Türkmence

[düzenle]

Söyleniş

[düzenle]
  • Heceleme: al‧mak

Eylem

[düzenle]

almak

  1. almak
  2. yol almak